LOCAL  ADMINISTRATIONS  TECHNOLOGY  RESEARCH  AND  DEVELOPMENT ASSOCIATION

TR

ENG

RUSSIAN

YEREL DÜNYA Dergisi

 

 

 YEREL DÜNYA 2. Sayı

Başyazı

S.Müfit ŞEKERCİ

MİTAGED Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye ve Az Gelişmiş Ülkeler İçin Yeni Kalkınma Modelleri: Yerel Aktörler Projesi - YAP

 Küreselleşme, başlangıcında gelişmiş ülkeler tarafından savunuldu (çünkü onlar yarattılar) ama  savunanların anlattığı yararları vermedi. Hatta, bölgeler arası gelişim farklılığını, bilim ve teknolojiye sahipliği, refahın paylaşımını dengesiz hale getirdi. Dünya çapında üretilen gelirin bölüşümünde sanayileşmiş ülkeler daha hızlı zenginleşirken, az gelişmiş ülkeler daha da fakirleşmeye, borçları artmaya başladı... dünya ölçeğinde kırılganlık (ekonomik ve sosyal kırılganlık) arttı.

Özellikle az gelişmiş bölgelerde yaşayan insanlar sosyal hizmetlerden gittikçe daha az yararlanıyor. Ülkeler arası ticari rekabetin artması, devlet bütçelerinden ayrılan sosyal payları azaltıyor. Bu nedenle gelir dağılımının bozuk olduğu kentlerde yeni suçlar ve suçlular oluşuyor.

Türkiye ve bir çok ülkede yerel yönetimler ve özellikle belediyeler, ülkelerinin ulusal politikalarından, ulusal gelirin yaratılmasından veya uluslar arası ticaretinden sorumlu değildir, böyle bir görevleri de yoktur. Ama dünyadaki diğer gelişmeler veya merkezi yönetimin hataları sonucunda oluşan gelir dağılımındaki bozukluklar başta olmak üzere, bölgesel geri kalmışlığın bütün olumsuz sonuçlarından özellikle belediye yönetimleri etkileniyorlar.

Bütün bu olanlar yerel yönetimleri ve özellikle belediye yöneticilerini yakından ilgilendiriyor; çünkü kentleri yönetmek gittikçe güçleşiyor. Yeni suç ve suçlu tipleri, yeni yolsuzluk örnekleri, teröre destek sağlayan kötü koşullar, altyapının yeni göçlere göre hızla yenilenmesindeki güçlükler, “kentlilik” bilinciyle kente sahiplenmenin azalması, önümüzdeki günlerde çıkacak olan ve şimdiden önlem alınmazsa ortalığı cehenneme çevirecek sorunların sebeplerinden sadece bir kaçı...

Yerel yönetimler, küreselleşmenin bekleneni vermediği ve mikro yaklaşımların moda olmaya başladığı günümüzde, söylemlere aldanmadan mevcut durumu doğru algılamalı ve doğru sonuçlar çıkarmalıdır. Başkalarının amaçlarına alet olmadan, yeni bir mikro anlayışı oluşturmalıdırlar, veya mikro anlayışları kendileri yeniden yorumlamalıdırlar.

Günümüzde, merkezi yönetimlerin etkisinin azaltılmaya çalışıldığı, yerel yönetimlere daha fazla yetkiler tanınması gerektiği, genel kabul görmektedir. Mikro düzeyde kararlar alınmasını ve harcamaların yerelden yapılmasını, etkinliklerini ve siyasal nüfuzlarını artırmak için yerel yöneticiler de çok istemektedir. İlk bakışta sorunların yerel düzeyde daha iyi tanımlanacağı ve halkın istekleri doğrultusunda çözümlerin ve hizmetlerin daha hızlı üretileceği savunulmaktadır.

 

Bu görüşe itiraz kolay olmazdı ama yerel yöneticilerin siyasi kimlikleri olmasaydı veya harcamaları doğru yapacak kadar donanımlı kadrolara sahip olsalardı. Örneğin; hiç mühendisi bile olmayan bir belediyenin atık sistemi seçiminde, altyapı işlerinde, teknolojik mal ve hizmet alımında vereceği kararlar ne kadar doğru olacaktır, hataların bedelini kimler üstlenecek, topluma karşı kimler sorumlu olacaktır? MİTAGED tarafından düzenlenen 28.06-0107.2005 tarihinde Ankara Esenboğa Airport Oteli’nde düzenlenen Yerel Yönetimler ve Yurtiçi-Yurtdışı Ek Mali Olanaklar konulu toplantıda konuşan Malatya Belediye Başkanı H.Cemal Akın’ın sözleri bu gerçeği biraz açıklıyor:

Uygun bir yönetim biçimi olarak kabul edilen yerel yönetim, belediyeler, su-atıksu faaliyetlerini yürütmeye çalışmakta, fakat teknik eleman ve tecrübe yetersizliği nedeniyle, bilhassa , atıksu ve katı atık yönetiminde (Büyükşehir) su kurumları (su ve kanalizasyon idareleri) haricinde yeterli başarı sağlayamamaktadırlar.

               Buna örnek vermek gerekirse; 25-30 bin nüfuslu küçük belediyeler de  atıksu arıtma tesisi  yapmak için, tamamı yurtdışı kredilere dönük tecrübeli teknik personeli olmadan projeler düzenleyebilmektedir. Hali hazırda ülkemizde inşa edilen bu tür 40’ tan fazla arıtma tesisinin neredeyse tümüne yakını düzenli çalışmamaktadır. İyi bir planlama sonucu yapılmayan, yüksek verimle çalıştırılmayan bu tesisler büyük paralar harcanan ölü yatırımlara dönüşmekte, ve çifte zarar ortaya çıkartmaktadır. Bir yandan hedeflenen çevre koruma planlarına ulaşılmazken (tesisler gereği gibi çalıştırılamadığından), diğer yandan ölü yatırıma dönüşen tesisler, yatırım kaynakları kıt ekonomimizde  zararlar meydana getirmektedir.”

Yerel yönetimler, önlerinde açılan “yerelleştirme ve özelleştirme” alanından kimlerin daha çok faydalanacağını hesap etmek zorundalar. Hizmet verirken yapacağı yanlışlıklar, kendi kaynaklarını başkalarına aktarmaya yarar. Çok iyi danışmanlık almadan yapacakları işler, yarın kendilerini de iş yapamaz hale getirir, kaynaklarını tüketir. Bu nedenle, yerel yönetimler, karar verme mekanizmalarını yeniden tanımlamak, gerekirse yeniden oluşturmak zorundalar.

Başından beri kısaca değindiklerimizi maddeler halinde sıralarsak:

·         Küreselleşme bekleneni vermemiş, bölgeler arası farkları derinleştirmiştir,

·         Mikro anlayışlarla uzman kadroları olmayan kurumlara mal satışının kolay olacağı görülmüş ve sanayileşmiş ülkeler bu nedenle “yerelleşmeyi” öne çıkarmışlardır,

·         Tarımsal yapıdaki bozulmalarla işsiz kalan kesimler kentlere göçe devam etmekte, kentlerde gelir dağılımından kaynaklanan sıkıntılardan başka varoşları dolduran potansiyel suçlu kitleler çoğalmaktadır,

·         Bu sorunlar doğrudan yerel yöneticileri ilgilendirmese bile sonuçta  kent yönetimini güçleştirmekte, yöneticiler asıl işlerini bile yapmakta zorlanmaktadır,

·         Yerel yöneticiler gelişmiş ülke satıcıları ve finansçıların karşısında, yeterli danışmanları ve teknik kadroları olmadığı için savunmasız kalmıştır,

·         Önümüzdeki dönemde yeterli ve doğru danışmanlık, denetim ve teknik destek hizmeti almayan yerel yönetimler, zor duruma düşecektir.

Bütün bu konuları, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri uzun süredir inceleyen MİTAGED, yeni bir proje için çalışmalarını sürdürmektedir. Projenin özet olarak temel amaçları; bölgesel gelişmenin sağlanarak gelirlerin artması, bölgesel kararların doğrulukla alınması, halkın kararlara daha etkin katılımının sağlanması, yönetimin kolaylaşması, yerel yöneticilerin yüksek bedelli mal ve hizmet alımlarında veya finansman temininde güçsüzlüğünün önlenmesi şeklinde kısaca sayabiliriz.

YAP (Yerel Aktörler Projesi)

Yerel Aktörler Projesi ve kısaca YAP olarak isimlendirdiğimiz model, aslında yerel yönetimlerdeki yöneticilerin, yerel ve bölgesel potansiyelin harekete geçmesine öncülük yapmasını hedeflemektedir. Belediyeler; ticaret odası, sanayi odası, ticaret borsası, eğitim kurumları, sanayi tesisleri, kamu grupları, üretici örgütleri veya örgütlenememiş üretici kesimleri, bölgesel üstünlükleri olan alanlardaki temsilciler (turizmciler, nakliyeciler, balıkçılar, çiftçiler vs), büyük işverenler, meslek odaları, kalkınma dernekleri ve benzer aktörleri  bir masa etrafında öncelikle ve hiç değilse başlangıç için toplanmaya çağırmak zorundalar.

YAP ile başlayacak ortaklaşa çalışmalarda hedefler; ticari, sinai, teknik, araştırma ve geliştirme, tarımsal ve hayvansal üretimin iyileştirilmesi, turizm, marka oluşturma, pazarlama desteği için tutundurma vb gibi farklı alanlarda olabilir.

Bölgenin ekonomi, ticaret ve kalkınmasında rolü olan en küçük birimlerin dahi bir masa etrafında toplanması, bölgenin sinerji üretmesi için şarttır. En azından her kesimin gelecekle ilgili beklentilerinin kent ve belde ölçeğinde yeniden düşünülmesi, gerekirse hedeflerin yeniden belirlenmesi sağlanabilir. Kaynaklar başına buyruk ve amaçsız değil, belli bir hedefe yönelik olarak daha akılcı yöneltilir. Bölgede yapılacak olan her işte ortak akıla yaklaşılır, gönüllü katkılar kolaylıkla sağlanır. Yereldeki işlere gönüllü katılmayan veya siyasi nedenlerle gizli engeller yaratanların hareket alanı kısıtlanır. Farklı alanlarda yeni üretimlere dönük sektörel işbirlikleri için olanaklar artar, yeni modeller gündeme gelir.

Yerel yönetimlerin geleceğe dönük kararlar alması için halkın beklentileri daha iyi anlaşılmış olur, öncelikler ve gerekenler daha kolay belirlenir. Bu, yöneticilerin halkı anlamasını, halkın da yöneticileri anlamasını sağlar. Taraflar, ortak bir gelecek için bazı özverilere daha kolay ikna edilir. Bir anlamda halk, sosyal açıdan da yerel yönetimi ve yöneticileri bölgesel lider olarak algılamaya başlar. Bu algılama, kent yönetimi için alınmış kararlara, geniş kesimlerin kolaylıkla katılımını ve genel hoşnutluğu sağlar.

YAP; “bizden bir şey olmaz” veya “biz bir araya gelince kavga çıkar” düşüncesinin sadece başkalarının işine yaradığının ama asla ve asla az gelişmiş ülkelere yaramadığının anlaşılmasıdır.

YAP; bir araya gelmekten kaçınan herkesi, gelişimi ve kalkınmayı engelleyenler olarak ilan etmekten kaçınmamaktır.

YAP; herkesin, yaşadığı yere sahip çıkmasıdır, herkesin yaşadığı yeri, daha iyi yaşanılabilir hale getirme çabasıdır.

YAP; dışarıdan kaynak, hibe veya borç beklemek kadar, üretimi de artırmaya çalışmaktır.

YAP; kaynakların etkin ve dostça kullanımı demektir.

YAP; insanların doğayı ve geleceklerini ölümden kurtarmasıdır.

YAP; sürdürülebilir kalkınma, yaşanabilir yeni bir çevre, artırılan mutluluktur.

Bu modeller; bölgesel özelliklere, yeteneklere, kapasiteye, eğitimli işgücüne, sermaye ve finans durumuna, entelektüel sermayeye, uzmanlığa, kaynaklara ve diğer potansiyellere bağlı olarak farklı biçimlerde oluşturulabilir, geliştirilebilir.

Çok sayıda örgütlü veya örgütsüz kesimlerin bir araya gelmesi ile, gerektiğinde ülke dışından, uluslar arası alandan sermaye çekmek, uygun koşullarda finans kurumlarından borçlanmak da kolaylaşacaktır. Bugün uluslar arası alanda sermaye, güveneceği projelere uzun dönemli borç vermeye hazırdır ama belirttiğimiz gibi: sadece, güveneceği projelere. Dünyadaki finans kuruluşlarını ilgilendiren tek şey, verilen paranın güven içinde geri dönüşüdür. Bu güveni edinmeleri için de projenin taraflarına, aktörlerine bakmaktadırlar. Bir kişinin imzası ile olan işler yerine çok taraftar ile hazırlanmış ve bölgeye yayılmış projelerin sonuçlanacağına güveniyorlar.

YAP, bir Kent Konseyi modeli değildir; doğrudan ekonomiye ve bölgesel gelişime odaklıdır ama sosyal unsurlar ve yan sosyal hedeflerin gerçekleştirilmesine engel değildir.

Türkiye ve diğer az gelişmiş ülkeler, önümüzdeki dönemde bu modeller üzerinde mutlaka düşünmek zorunda kalacaktır.

MİTAGED, konuya ilgi duyan her kesime danışmanlık yapmaya, çalışmaları paylaşmaya, projelerin  başlamasında ve yürümesinde; yerel yönetimler, kamu, meslek odaları, üniversiteler ve  diğer kuruluşlara gereken desteği vermeye hazırdır.

Bu hedeflere ve çalışmalara katılmayacak olanlar, gerekçelerini yüksek sesle anlatmalıdır, onları bölge halkı dinlemelidir. Binlerce insanın yaşamını ilgilendiren konularda birkaç kişinin keyfiliği veya isteksizliği, bir bölgenin kaderi değildir, buna izin verilemez.

 

Türkiye ve az gelişmiş ülkeler, artık bazı şeyler YAP’malıdır...

 
Copyright © 2004     MİTAGED - Mahalli İdareler Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Derneği
Çetin Emeç Bulvarı   8. Cadde   74. Sokak   No: 14 / 10   A.Öveçler-ANKARA / Türkiye
Tel: (+90) 0.312.472 14 52 - 53 - 58 - 59          Faks:(+90) 0.312.473 29 31 - 32        Ofis GSM: 0533.669 95 63