|
KAMU
İDARELERİNİN ÖNÜNDEKİ ÖNEMLİ SORUNLAR
Erkan KARAARSLAN
Maliye Bakanlığı
Muhasebat Başkontrolörü
İÇ KONTROL EYLEM PLANININ HAZIRLANMASI
İç kontrol, bir organizasyonun
faaliyetlerinin etkin ve verimli bir şekilde ilgili mevzuata uygun
olarak yürütülmesi ve faaliyetlere ilişkin mali ve mali olmayan
bilgilerin doğruluğunun ve güvenilirliğinin sağlanması
konusunda makul bir güvence elde edebilmek amacıyla tasarlanan ve
yönetim, çalışanlar ve denetçilerden etkilenen politikalar,
prosedürler, uygulamalar ve yöntemler olarak tanımlanabilir.
Mevzuatımızda iç kontrol esas olarak
5018 sayılı Kanunda ve bu kanun gereğine çıkarılan İç
Kontrol ve Ön Malî Kontrole İlişkin Usul Ve Esaslar ile Strateji
Geliştirme Birimlerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte
düzenlenmiştir
Ayrıca, 26/12/ 2007 tarihinde 26738 sayılı
Resmî Gazetede Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği ile KİKS
belirlenmiş ve kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerinin Kamu İç
Kontrol Standartlarına uyumunu sağlamak üzere; yapılması
gereken çalışmaların belirlenmesi, bu çalışmalar için oluşturulması
gereken eylem planının hazırlanması hususu düzenlenmiştir.
KİKS belirlenirken özellikle Avrupa
Birliğinin kendi yürütme organı olan Komisyonun belirlediği
Avrupa Birliği İç Kontrol Standartlarından yararlanılmıştır.
Avrupa Birliği İç Kontrol Standartları Avrupa Birliğinin kendi
idari yapısı için geçerli olan iç kontrol çerçevesinin bir
parçasıdır. Bu çerçeve Avrupa Birliğinin aday ülkelere önerdiği
kamu mali iç kontrolü (PFIC) çerçevesinden farklı ve
uluslararası iç kontrol sistemleri ile daha uyumludur.
Tebliğde kamu idarelerinin KİKS’na
uyumunu sağlamak üzere; yapılması gereken çalışmaların
belirlenmesi, bu çalışmalar için oluşturulması gereken eylem
planının hazırlanması aslında idarelerde KİKS’ne uygun bir iç
kontrol sistemi kurmanın başlangıç aşamasıdır. İç kontrol
bir süreçtir. İç kontrol sistemleri durağan değil dinamik
sistemlerdir. Sürekli gelişim içinde ve değişen iç ve dış koşullara
göre esnek olması doğası gereğidir. İç kontrolün izlenmesi
ve değerlendirilmesi de bu esnekliğin ve doğal olarak etkin bir iç
kontrol sisteminin temel koşuludur.
Kamu idarelerinin, iç kontrol
sistemlerinin KİKS’na uyumunu sağlamak üzere; yapılması
gereken çalışmalara ilişkin oluşturacakları eylem planları
kurumların iç kontrol sistemlerini kurma planlarıdır. Bu büyük
bir hedefe yönelik bir eylem planının bir proje yönetimi yaklaşımı
çerçevesinde hazırlanması gerekir.
31.12.2005 tarihli ve 26040 (3. mükerrer)
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali
Kontrole İlişkin Usul ve Esasların "İç kontrol standartları"
başlıklı 5 inci maddesinde, iç kontrol standartlarının,
merkezi uyumlaştırma görevi çerçevesinde Maliye Bakanlığı
tarafından belirlenip yayımlanacağı, kamu idarelerinin malî ve
malî olmayan tüm işlemlerinde bu standartlara uymakla ve gereğini
yerine getirmekle yükümlü bulunduğu, Kanuna ve iç kontrol
standartlarına aykırı olmamak koşuluyla, idarelerce, görev
alanları çerçevesinde her türlü yöntem, süreç ve özellikli
işlemlere ilişkin standartlar belirlenebileceği belirtilmiştir.
Bu çerçevede, kamu idareleri tarafından
görev alanları çerçevesinde her türlü yöntem, süreç ve özellikli
işlemlere ilişkin olarak ayrıntılı standartlar,
belirlenebilecektir. Tebliğde zaten kamu iç kontrol standartlarının
tüm kamu idarelerinde uygulanabilir düzeyde olmasını sağlamak
üzere genel nitelikte düzenlendiği belirtilmiştir.
Kamu idareleri tarafından görev
alanları çerçevesinde belirlenebilecek olan ayrıntılı
standartları 5018 sayılı Kanuna, ilgili diğer mevzuata ve Kamu
İç Kontrol Standartlarına uygun ve ilgili kamu idaresine özgü süreçlere
ilişkin olmak zorundadır. İdarelerce gerek görülmesi halinde
hazırlanabilecek İdare Ayrıntılı İç Kontrol Standartları,
idarelerin yasal ve idari yapıları ile personel ve mali durumları
gibi her bir idarenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak
katılımcı yöntemlerle belirlenecek ve üst yönetici onayını
izleyen 10 işgünü içinde Maliye Bakanlığına gönderilecektir.
Her kamu idaresinin kendisine ait ayrıntılı standart belirleme
gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. İdarelerin kendilerine ait
ayrıntılı standartlar, belirlemeleri yukarıda belirtilen gerekli
koşullar oluştuğunda bu, söz konusu idarenin takdirine bağlıdır.
Bunun yanında Tebliğde “Kamu
idarelerinin, iç kontrol sistemlerinin Kamu İç Kontrol
Standartlarına uyumunu sağlamak üzere; yapılması gereken çalışmaların
belirlenmesi, bu çalışmalar için eylem planı oluşturulması,
gerekli prosedürler ve ilgili düzenlemelerin hazırlanması çalışmalarını
yürütmeleri ve bu çalışmaları en geç 31.12.2008 tarihine
kadar tamamlamaları gerekmektedir. Söz konusu çalışmaların
etkili bir şekilde ve zamanında yürütülmesini sağlamak üzere,
idarelerin üst yöneticileri tarafından gerekli önlemler alınacaktır.”denilmektedir.
Buna göre Kamu idareleri, iç kontrol
sistemlerinin Kamu İç Kontrol Standartlarına uyumunu sağlamak
amacıyla:
-
Yapılması
gereken çalışmaların belirleyecekler,
-
Bu
çalışmalar için eylem planı oluşturacaklar,
-
Bu
eylem planı çerçevesinde gerekli prosedürler ve ilgili düzenlemelerin
hazırlanması çalışmalarını yürütecekler,
-
Bu
çalışmaları en geç 31.12.2008 tarihine kadar
tamamlayacaklar,
-
Söz
konusu çalışmaların etkili bir şekilde ve zamanında yürütülmesini
sağlamak üzere, idarelerin üst yöneticileri tarafından
gerekli önlemler alınacaktır.
Diğer taraftan, 26.5.2006 tarihli ve
26179 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu İdarelerinde
Stratejik Planlamaya İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikle
belirlenen geçiş takvimi uyarınca, 2008 ve sonraki yıllarda
stratejik plan ve performans programı hazırlayacak idareler, hazırlık
çalışmalarında bunlara ilişkin standartları da dikkate
alacaklardır. Stratejik plan ve performans programı hazırlamayacak
kamu idareleri ise bu plan ve programların hazırlanması dışında
kalan hususlara uyum sağlayacaklardır.
Kamu idareleri 31/12/2008 tarihine kadar, iç kontrol standartlarına
uyum çalışmalarına başlamaları ve idarenin ilk eylem planını
oluşturmaları gerekmektedir.
PERFORMANS
PROGRAMININ HAZIRLANMASI
Performans Programı Hazırlama Rehberi
17.07.2007 tarihinde yayımlanmıştır. Kamu idareleri aslında bu
tarihten itibaren sağlıklı bir şekilde performans programı hazırlayabilir
konuma gelmişlerdir.
Rehberin amaç ve kapsam başlıklı bölümüne açıkça;
“Bakanlığımıza 5018 sayılı Kanunla verilen yetkiye dayanılarak
hazırlanan Performans Programı Hazırlama Rehberi ile performans
programlarının hazırlanması aşamasında kamu idarelerine yardımcı
olacak bir belgenin oluşturulması amaçlanmaktadır.”
denildikten sonra, Rehberin kapsamına, 5018 sayılı Kanuna ekli I
sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri, II sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler,
IV sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile
birlikte 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi
Kanunu ile stratejik plan ve
performans programı/planı hazırlamakla yükümlü kılınan
mahalli idareler girmektedir.
Mahalli İdareler
Genel Müdürlüğü B.05.0.MAH.0.65.001/80000-21584 Sayılı ve 13.08.2008
tarihli Genelgesinde; “5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun
31 inci ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 41 inci maddelerinde,
vali ve belediye başkanlarının kalkınma planı ve programı ile
varsa bölge planına uygun olarak stratejik planın ve ilgili olduğu
yılbaşından önce de yıllık performans programı hazırlayıp
meclislerine sunması, bunların bütçenin hazırlanmasına esas teşkil
etmesi ve meclislerinde bütçeden önce görüşülerek kabul
edilmesi öngörülmektedir.
Diğer taraftan, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca hazırlanan ve performans
programlarının hazırlanmasına ilişkin hususları içeren
"Kamu İdarelerinde Hazırlanacak Performans Programları Hakkında
Yönetmelik" 05/07/2008 tarihli ve 26927 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere uygun
olarak performans programlarını hazırlamakla yükümlü olan
mahalli idarelerin, buna ilişkin standartları, hesaplama yöntemlerini,
kullanılacak cetvel ve tablo örnekleri ile diğer bilgileri içeren
"Performans Programı Hazırlama Rehberi" Maliye Bakanlığı
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün "http:www.bumko.gov.tr"
internet adresinde yayımlanmıştır.
İlgili mevzuat uyarınca performans programı hazırlamakla yükümlü
bulunan mahalli idarelerin konuya dair çalışmalarını, anılan Yönetmelik
ve rehberde yer alan usul, esas ve yöntemler çerçevesinde yürütmeleri
gerekmektedir." denilmektedir.
13 Ağustos tarihli Genelge Kanundan yola çıkarak
tüm belediyelerin performans programı hazırlamasının zorunlu
olduğunu ortaya koymuştur. Ki bu yaklaşım doğrudur. Kanuna göre
tüm belediyeler performans programı hazırlamak zorundadır.
Her ne kadar bu Genelgeye önemli eleştiriler
getirilebilirse de, neticede bu teorik tartışmaların bir kenara bırakılıp
Ocak ayı meclisinden geçirmek üzere bir Performans Programının
hazırlanması gerekmektedir. Bunu aynı zamanda 15 şubat tarihinde İçişleri
Bakanlığına göndermek lazım. Herhangi bir sıkıntıya
girmemek adına bunu yapmak lazım. Performans Programı hazırlamak da
açıkçası biraz zor. Bundan sonraki yıllara da örnek olacak çok
iyi bir performans programı yapılabilir. Bunun için 2007
Faaliyet Raporu, Biraz araştırma ve bütçe fişleri gerekiyor.
AMORTİSMAN
KAYITLARININ YAPILMASI
Ülkemizde, amortisman kavramı çok farklı şekillerde tanımlanmaktadır.
Amortisman, bir rantın, bir borcun, bir duran varlığın bölümlere
ayrılarak parça parça bitirilmesi, sona erdirilmesi, akışının
durdurulması, ödenmesi şeklinde tanımlanabilir.
Tahakkuk
Esaslı Devlet Muhasebesinde Amortisman, bir varlığın maliyetinin, öngörülen
hizmet süresi boyunca dönemlere dağıtılması şeklinde tanımlanmıştır.
Tahakkuk
Esaslı Devlet Muhasebesinde amortismana tabi varlıklar, bir yıldan fazla
kullanılabilen ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye
maruz kalan maddi duran varlıklardır. Amortismana tabi varlıklar;
a-Birden fazla muhasebe döneminde kullanılması beklenen,
b-Sınırlı bir hizmet süresi olan,
c-Bir kamu idaresi tarafından mal ile hizmet üretim
ve tedarikinde kullanılan ve/veya kurum içi genel yönetim amaçları
için elde tutulan varlıklardır.
TEDM’de
“Arazi ve arsalar, yapılmakta olan yatırımlar ve yatırım
avansları amortismana tabi değildir.” denilmektedir. Bu ifadeden
tüm arazi ve arsaların amortismana tabi olmadığı sonucu çıkarılmaktadır.
Bu ifadenin “boş arazi ve boş arsalar, yapılmakta olan yatırımlar
ve yatırım avansları amortismana tabi değildir.” şeklinde düzeltilmesi
ve üzerine bina inşa edilen bir arsanın maliyetinin, inşaatın
bitimiyle beraber Binalar hesabına eklenmesi gereklidir. Nitekim bu
işlemin yapılmaması durumunda Devlet hesaplarında boş bir arsa
varmış görüntüsü ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde
geçen üç yıl için üç farklı amortisman yöntemi ortaya
konulmuştur ki bu da kamu idarelerinin amortisman yönetim bilgi
sistemlerini içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. Özetle;
-2006
mali yılı sonunda; çok düzgün bir tebliğle tüm kamu
idarelerine gerek taşınırları gerekse taşınmazları için
ister % 100 isterse tebliğ ekindeki oranları kullanmak suretiyle
amortisman uygulanması imkanı getirilmiştir. Birçok kamu idaresi
bu yıl % 100 amortisman uygulamasını benimsemiştir.
-2007
yılında Taşınır Mal Yönetmeliği yürürlüğe girmiş kamu
idarelerinin taşınırlarını kayıtlardan çıkarmaları sonrada
yapacakları envanterle taşınırlarını kayıtlara almaları
istenmiş ancak bu taşınırların amortismanları ihmal edilmiş
adeta yok sayılmıştır. Yıl sonunda yazılan yazılarla kayıtlardan
çıkarılan taşınırların envanterlerinin kayıtlardan çıkarılması,
kayıtlara alınan yeni taşınırlara % 100 amortisman uygulanması
yöntemi benimsenmiştir. 2007 yılında kayıtlara giren taşınmazlara
2006 yıl sonundaki tebliğ eki oranların uygulanması istenmiştir.
-2008
yılında yayımlanan tebliğde ise, amortisman uygulaması muhasebe
teorilerini şaşırtmaktadır. 2008 ve önceki yıllarda edinilen
taşınırlardan değeri 14.000 taşınmazlardan değeri 34.000
lirayı aşmayanlar % 100 amortismana tabi tutulacaktır. Bu değeri
aşanlardan tebliğe göre % 100 amortismana tabi olamayanlar ise
tebliğ eki oranlar uygulanarak amorti edilecektir.
Bu üç karışık
uygulamayı yürütebilmek için kamu idarelerinin ellerindeki tüm
taşınır ve taşınmazları edinim yılları ve edinim değerleriyle
birlikte listelemeleri; mevcut amortismanların tamamını kayıtlardan
çıkmaları; listelenen taşınır ve taşınmazlara bu üç yıllık
uygulamayı dikkate alarak genel bir amortisman uygulamaları ve
bunları kayıtlara almaları gerekmektedir.
Bundan sonraki yıllarda da bu listenin düzenli olarak sürdürülmesi
gerekmektedir. Muhasebesi ise aşağıdaki gibi olacaktır.
-----------------------
/ -------------------------------
257-
Birikmiş Amortismanlar Hesabı
268-
Birikmiş Amortismanlar Hesabı
630-
Giderler hesabı
257- Birikmiş Amortismanlar Hesabı
268- Birikmiş Amortismanlar hesabı
-----------------------
/ -------------------------------
DÖNEMSONU
İŞLEMLERİNİN YAPILMASI VE MALİ RAPORLAMA
Muhasebenin
süreklilik ilkesi gereği kamu idarelerinin faaliyetleri, herhangi
bir zaman sınırlamasına tabi olmaksızın sürdürülür. Sınırsız
kabul edilen kamu idarelerinin ömrü, faaliyetlerin sonuçlarının
görülebilmesi bakımından çeşitli dönemlere ayrılır. Bu ayrım
da Dönemsellik ilkesinin bir gereğidir. Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinde
dönemsellik, “Kamu idarelerinin faaliyetleri, belirli dönemlerde
raporlanır ve her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden
bağımsız olarak saptanır.” şeklinde tanımlanmaktadır.
Dönemlere
ayrılan ömür itibariyle, kamu idarelerinin faaliyet sonuçları
tespit edilir. Kamu idarelerinin ömrünün bu dönemleri, genel
olarak bir yıllık süreyi kapsamakta ve 1 Ocakta başlamakta ve 31
Aralıkta son bulmaktadır. Bu devir hesap dönemi ya da mali yıl
olarak adlandırılmaktadır. Tabidir ki, kamu idarelerinin ömrünün
daha kısa sürelere ayrılması ve faaliyet sonuçlarının bu süreler
itibariyle tespit edilmesi de mümkündür. Bu çerçevede üçer
aylık raporlamalar da yapılmaktadır.
Faaliyet
sonuçlarının kesin olarak çıkarılmak istendiği tarih dönem
sonu olarak adlandırılmaktadır. Bu tarih itibariyle kamu
idarelerinin mali tabloları hazırlanmaktadır. Mali tablo hazırlanırken
her bir varlık ve kaynak kalemi gözden geçirilmekte ve değerlemesi
yapılmaktadır. Bu değerleme süreci, doğrudan kamu idaresinin
faaliyet sonuçlarını etkilediği için son derece önemlidir ve
dolayısıyla bu sürece ilişkin muhasebe ilkelerinin yanı sıra
birçok mevzuat düzenlemesi de mevcuttur.
Dönem
sonu öncesi işlemlerinin yapılarak hataların düzeltilmesi,
envanter işlemleri ve dönemsonu işlemlerinin kamu idarelerinde doğru
yapılması hukuken ve yönetim bilgi sistemlerinin sağlıklı bir
şekilde yürütülmesi açısından son derece önemli ve
gereklidir. Bu işlemlerden sonra mali raporların çıkarılıyor
olması, yönetim dönemi ve kesin hesapların bu raporlardan çıkarılıyor
olması ve faaliyet raporunun bu raporlardan çıkarılması
nedeniyle bu sürecin çok iyi yönetilmesi gerekmektedir.
Dönem sonu işlemleri akış süreci aşağıdaki gibidir;
DÖNEM
SONU İŞLEMLERİ AKIŞ ŞEMASI
|
1- Yapılan muhasebe hataların
düzeltilmesi
|
|
|
2- Yıl sonu sayımlarının
yapılması
|
|
|
|
3- Zorunlu ve ihtiyari envanter
kayıtlarının yapılması
|
|
|
|
|
4- Gün sonu işlemlerinin yapılması
|
|
|
|
|
5- Haftanın belirli günlerinde
yapılması gereken işlemlerin yapılması
|
|
|
|
|
6- Ay sonu işlemlerinin yapılması
|
|
7- Bütçe hesaplarına ilişkin
dönem sonu kayıtlarının yapılması
|
|
8- Ödenek hesaplarına ilişkin
dönem sonu kayıtlarının yapılması
|
|
9- Bütçe ve ödenek hesapları
dışındaki dönem sonu işlemlerinin yapılması
|
|
10- Faaliyet hesaplarına ilişkin
dönem sonu işlemlerinin yapılması
|
|
11- Kapanış kaydı ile
hesapların kapatılması
|
|
|
12- Mali Raporların düzenlenmesi
|
|
13- Dönem başı işlemlerinin
yapılması
|
|
|
14- Yönetim dönemi hesabının
çıkarılması
|
|
|
|
15- Kesin Hesabın çıkarılması
|
|
|
|
16- Faaliyet Raporunun Çıkarılması
|
|
|
|
|
|
|
|
5- MALİ HİZMETLER BİRİMİNDE ÖN MALİ KONTROL BİRİMLERİNİN
KURULMASI; MEVZUATININ YAZILMASI VE BU BİRİMLERİN
YAPILANDIRILMASI
6- MALİ HİZMETLER BİRİMİNİN YAPILANDIRILMASI
7- TAŞINIR MAL YÖNETMELİĞİ UYARINCA YAPILACAK İŞLERİN
YAPILMASI, DÖNEM SONUNUN KAPATILMASI, TAŞINIR YÖNETİM DÖNEMİNİN
VE TAŞINIR KESİN HESABIN HAZIRLANMASI
8- FAALİYET RAPORUNUN HAZIRLANMASI
|