|
DAVACI
ŞİRKETİN 1 (BİR) YIL SÜREYLE BÜTÜN KAMU KURUM VE KURULUŞLARIN
İHÂLELERİNE KATILMAKTAN YASAKLANMASINA NEDEN OLAN EYLEMİNİN 4734
SAYILI YASA'NIN 17/A MADDESİ KAPSAMINDA "YASAK FİİL VE DAVRANIŞ"
NİTELİĞİNDE OLMADIĞI, BU GEREKÇEYLE VERİLEN YASAKLAMA KARARI
DAVACI ŞİRKETİN TİCARİ İTİBARINI ZEDELEYECEĞİNDEN VE GÜVENİLİRLİĞİNİ
AZALTACAĞINDAN, DAVACI ŞİRKETİN SÖZ KONUSU İŞLEM NEDENİYLE UĞRADIĞI
MANEVİ ZARARA KARŞILIK MAKUL BİR TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ
HK.
Temyiz İsteminde Bulunanlar: 1- Milli Eğitim Bakanlığı - ANKARA
2- ? Yemek ve İkram Org. San. Tic. Ltd. Şti.Yetkilisi ?
Vekili : Av. ?
Karşı Taraf : 1- ? Yemek ve İkram Org. San. Tic. Ltd. Şti.
Yetkilisi ?
2- Milli Eğitim Bakanlığı - ANKARA
İstemin Özeti : Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin 10.03.2004 tarihli ve
E:2003/1457, K:2004/295 sayılı kararının; iptale ilişkin kısmı
davalı idare tarafından,komisyon tutanağında belirtilen hususun
Yasa'nın 17/a maddesi kapsamında öngörülen yasaklama kararını
gerektirdiği, redde ilişkin kısmı ise davacı tarafından; yasaklı
kaldığı 1,5 yıllık süre içinde maddi ve manevi zarara uğradığı,
zararın miktarının bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit
edilebileceği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Savunmasının Özeti: Yasal dayanağının
bulunmadığı öne sürelen davacı temyiz isteminin reddi gerektiği
savunulmaktadır.
Davacının Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi Erkan DEMİRTAŞ'ın Düşüncesi: İdare
Mahkemesi kararının davacı şirketin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının
ihalelerine 1 yıl süreyle katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlemin
iptaline ilişkin kısmı ile maddi tazminat isteminin reddine ilişkin
kısmı yönünden temyiz istemlerinin reddi ile bu kısımların
onanması, manevi tazminata ilişkin kısmının ise bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜR'ün Düşüncesi: İdare ve vergi
mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi
için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu
maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması
gerekmektedir.
Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede
yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerin reddi
ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Tetkik Hâkiminin açıklamaları
dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı şirketin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının
ihalelerine 1 (bir) yıl süreyle katılmaktan yasaklanmasına ilişkin
davalı idarenin 03.06.2003 tarih ve ? sayılı işleminin iptali ile
150.000.000.000.-TL maddi ve 200.000.000.000.-TL manevi tazminatın
yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmış, İdare
Mahkemesi'nce; teklif mektubunun usulüne uygun olmaması nedeniyle
ihale dışı bırakılan davacının eyleminin 4734 sayılı Yasa'nın
17. maddesinde yer alan "yasak fiil ve davranış" niteliğinde
olmadığından, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
davacının 150.000.000.000.-TL maddi, 200.000.000.000.-TL manevi
tazminatın yasal faziyle birlikte tazmini istemine gelince; Anayasa'nın
125. maddesinin son fıkrasında, "İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun" hükme bağlandığı,
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada somut
bir zararın bulunması ve bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya
eylemden doğması, başka bir deyişle, zararla idari faaliyet arasında
illiyet bağı bulunması gerektiği, bakılan davada, dava konusu
edilen 1 (bir) yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanma
işleminin, Mahkemelerince hukuka aykırı bulunmuş olmasına karşın,
anılan işlem nedeniyle davacının uğradığı maddi zarara ilişkin
somut hiçbir verinin sunulamaması karşısında, maddi tazminat
isteminin kabulüne olanak bulunmadığı, manevi tazminat istemi yönünden
ise; dava konusu işlemin niteliği itibariyle, davalı idareyi manevi
tazminatla yükümlü tutabilecek nitelikte ağır hizmet kusuru
bulunmadığı gibi, olayda manevi zararın oluştuğundan da söz
edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, maddi ve
manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, taraflar kararın
aleyhlerine olan kısımlarını temyiz etmişlerdir.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarının temyizen bozulması
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer
alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptali ve maddi
tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup,
dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımlarının
bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına
gelince;
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya
yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır.
Manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını
zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucu doğuran
olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya
eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması
veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekir.
Manevi tazminata hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu
dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen
giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya
koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın
belirlenmesi gerekmektedir.
Olayda; 13.03.2003 tarihinde ? Üniversitesi Araştırma ve Uygulama
Hastanesi 4 kalem yemek alım ihalesine katılan davacı firmanın
teklif mektubunun içinde bir adet şikâyet dilekçesi ve 56 adet boş
A4 kağıdı bulunması üzerine ihale dışı bırakıldığı, ayrıca
davacının bu eyleminin 4734 sayılı Yasa'nın 17/a kapsamında
"yasak fiil ve davranış" niteliğinde olduğu gerekçesiyle
1 (bir) yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının
ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemin
oluşturulduğu anlaşılmakta olup, davacının eylemi "hile,
vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet
suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak
veya teşebbüs etmek" niteliğinde olmadığından, bu gerekçeyle
verilen yasaklama kararının davacı şirketin ticari itibarını
zedeleyeceği, güvenirliğini azaltacağı açıktır.
Bu nedenle davacı şirketin söz konusu işlem nedeniyle uğradığı
manevi zarara karşılık makul bir manevi tazminata hükmedilmesi
gerekirken istemin reddinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 49. madde uyarınca, davalı idarenin temyiz istemi ile
davacının temyiz isteminin maddi tazminata ilişkin kısmının
reddiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin 10.03.2004 tarih ve
E:2003/1457, K:2004/295 sayılı kararının, dava konusu işlemin
iptali ve maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının
onanmasına, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle mahkeme
kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin bölümünün
bozulmasına, dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar
verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26.09.2005
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
|